09:00 - 18:00

İstanbul Avukat

Tam Yargı Davası

Tam Yargı Davası

Tam yargı davası nedir ? İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal olanlar tarafından açılan tazminat davaları tam yargı davaları olarak tanımlanmaktadır. İptal davasından farklı olarak tam yargı davasında uğranılan zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Tam yargi davasi kapsamında davacı, hakkının ihlal edildiğini ve zarara uğradığını ileri sürmektedir. Bu zararın karşılanması için tam yargı davası tazminat söz konusudur. Tam yargı davası maddi manevi tazminat talep edilebilir.  Tam yargı davası zamanaşımı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 13. Maddesine göre; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında 30 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilmektedir.

Tam Yargı Davası Özellikleri

Tam yargı davasında, idari işlem ve eylem nedeniyle zarara uğrayan kişi zararın giderilmesi için bu davayı açabilmektedir. İdari işlem ve eylemin hukuka aykırı olması şartı aranmamaktadır.  İdarenin tazminat sorumluluğu hizmet kusurundan veya kusursuz sorumluluktan dolayı olabilmektedir. Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluğun birlikte değerlendirilmesi mümkün değildir. Hizmet kusurunu üç başlık altında ele alınabilir. Bunlar; hizmetin kötü işlemesi, hizmetin geç veya yavaş işlemesi, hizmetin hiç işlememesidir. Tam yargı davasının konusu kapsamında idari işlemler, idari sözleşmeler ve idari eylemler girmektedir. Tam yargı davasında maddi tazminat talep konusu olabileceği gibi tam yargı davasında manevi tazminat tam yargı davası manevi tazminat da talep konusu olabilmektedir. Tam yargı davasının kapsamına istirdat (geri alma) davaları ve vergi davaları da girmektedir.

İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla:

  • Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,
  • Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,
  • Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer idari mahkemesidir.

İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay ve idare mahkemesi ve vergi mahkemesi nezdinde doğrudan doğruya tam yargı davasını veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce idari işlemin iptali davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde tam yargı davası açabilmektedir. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında 30 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde tam yargı davası açılabilmektedir.

Tam Yargı Davası Danıştay Kararları

Tam yargı davası na ilişkin Danıştay tarafından verilen kararlara örnek vermekte fayda vardır. Bu kapsamda;

Danıştay 10.Daire, E:1995/53, K:1996/1913, T:10.04.1996.

“İdare mahkemesince, davalı İdarenin tazmin sorumluluğu belirlenirken hem hizmet kusuru ilkesine hem de kusursuz sorumluluk ilkesine dayanılmıştır. Oysa hem kusur hem de kusursuz sorumluluk ilkesine dayanılarak idarenin tazmin sorumluluğuna gidilmesi hukuken mümkün değildir. Olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip önce hizmet kusuru araştırılarak, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağı incelenmek suretiyle idarenin tazmin sorumluluğunun belirlenmesi gerekmektedir.  Hizmet kusuru, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. Kamu hizmeti eksik veya kötü yürütülmekteyse veya bu faaliyet  beklenen hizmet gerekleriyle bağdaştırılamayacak nitelikteyse, idarenin hizmeti kusurlu yürüttüğünün kabulü zorunludur. Kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan idare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek , hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hizmete hazır bulundurmak ve yine doğması olası bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.”

Danıştay 5. Dairesi, E:1999/2323, K:2002/366 T:31.1.2002

“…Davacı, ilk önce iptal davası açarak bu davanın iptal kararıyla sonuçlanması üzerine süresi içinde açtığı tam yargı davasında yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminini istediğine göre, yukarıda yer alan açıklamalar karşısında, iptal davasının açıldığı 30.05.1996 tarihinden başlayarak yasal faize hükmedilmesi gerekmekte olup; görevlendirme işlemin kurulduğu 23.05.1996 tarihinin İdare Mahkemesince yasal faizin başlangıç tarihi olarak alınmasında hukuki isabet görülmemiştir.”

Danıştay 15.Daire, E:2013/4226, K:2016/2798, T:22.4.2016

“Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan, olayın oluşumu ve zararın niteliğinin irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin ya da daha ayrı bir anlayış ve amaçtan kaynaklanan sosyal risk ilkesinin uygulanıp, uygulanmayacağının belirlenmesi, tazminata hükmedilirken de herhalde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.”

Olası yaşanabilecek hak kayıplarının önlenmesi adına tam yargı davası uyuşmazlıklarında idare hukuku avukatı veya vergi avukatı ile çalışılmasında fayda vardır.

Av. Elif Duygu NİZAMOĞLU

Bakırköy Boşanma Avukatı

Bakırköy Boşanma Avukatı

Bakırköy boşanma avukatı, boşanma davaları ve bunlara bağlı olarak açılan davalar hakkında, gerek dava gerekse danışmanlık hizmeti veren avukata boşanma avukatı denilmektedir. Kanuni boşanma sebebi

Read More »
Esenyurt İcra Avukatı

Esenyurt İcra Avukatı

Esenyurt bölgesinde icra ve iflas hukuku alanında çalışan avukatlara Esenyurt icra avukatı denilmektedir. Peki icra avukatı ne iş yapar ? sorusunu cevaplamakta fayda vardır. İcra

Read More »
Esenler Boşanma Avukatı

Esenler Boşanma Avukatı & Avukatlık Ücretleri

Esenler boşanma avukatı iş yükünü çoğunlukla aile mahkemesi davalarının oluşturduğu, boşanma davaları ve fer’ileri konusunda ağırlıklı olarak çalışan avukatlara denir. Boşanma davaları beraberinde boşanma davasında

Read More »
İstanbul Kadıköy Boşanma Avukatı

İstanbul Kadıköy Boşanma Avukatı

istanbul Kadıköy boşanma avukatı başlıca çalışma alanı olan boşanma davalarında yargılama usullerine dikkat edilmesi davanın kazanılması açısından büyük önem arz etmektedir. Boşanma davası açılırken dikkat edilmesi

Read More »